Kürtajın riskleri nelerdir?

Gebelik haftası ilerledikçe kürtaja bağlı her türlü risk artmaktadır. Yapısal olarak rahim anomalisi olan hastalarda (rahimde perde veya çift rahim gibi) risk bir miktar daha yüksektir. Missedabortus denilen rahimde bebeğin kalp atımının durduğu vakalarda da kürtaj riski canlı bebekte olduğundan biraz daha yüksektir. Kürtajın riskleri nelerdir?

Kürtajın riskleri nelerdir? Diğer İçerikler

Kürtaj Sonrası Rahim Ne Zaman Eski Haline Döner? Kürtajdan sonra tekrar gebeliği düşünen hastalar rahmin ne zaman toparlanıp eski haline gelebilmesini araştırırlar. Genellikle doktorların iki ay gibi bir süreç içerisinde rahmin eski haline gelebileceğini söylerler. Kürtajdan sonra rahim ne zaman toplanır?
Probe kürtaj, gebelik sonlandırma amacıyla değil, tanısal (biyopsi) amaçla yapılan bir işlemdir.Rahim içi zarından küçük bir doku örneği alınarak patolojik inceleme yapılır.Özellikle düzensiz kanamalarda, rahim içi polip veya kalınlaşma şüphesi durumlarında uygulanır.İşlem steril koşullarda, lokal anestezi altında kısa sürede tamamlanır.Türkiye’de probe kürtaj işlemleri, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı tarafından yapılmalıdır.
İşlem öncesi gebelik haftasının ultrasonla doğrulanması zorunludur.Hasta, kimlik belgesiyle birlikte gelmeli ve işlem öncesi bilgilendirilmiş onam formunu imzalamalıdır.Eğer kadın evliyse, eş rızası yazılı olarak alınmalıdır (2827 sayılı Kanun).Anestezi tercihine göre işlem öncesinde 4–6 saat aç kalınması gerekebilir.Kürtaj işlemi öncesinde kullanılan ilaçlar, mevcut hastalıklar ve alerjiler mutlaka doktora bildirilmelidir.Antalya’da faaliyet gösteren merkezlerde hastalar, genellikle aynı gün taburcu edilir ve gerekli ilaçlar kendilerine verilir.
Kadınların çocuğu olmamasına neden olabilecek birçok tıbbi durum vardır. Polikistik over sendromu (PCOS), endometriozis, fallop tüplerinin tıkanması, rahim anomalileri gibi durumlar hamile kalmayı zorlaştırabilir. Ayrıca, hormonal dengesizlikler, tiroit problemleri, erken menopoz ve yumurtalık rezervinin tükenmesi de çocuk sahibi olmayı engelleyebilir. Kronik hastalıklar ve bazı otoimmün hastalıklar da doğurganlığı etkileyebilir.
Sperm kalitesini artırmak için çinko, C vitamini, E vitamini ve folik asit gibi besinlerin alımı önemlidir. Ayrıca, antioksidan açısından zengin gıdalar (örneğin meyve ve sebzeler) sperm sağlığını olumlu yönde etkiler. Omega-3 yağ asitleri açısından zengin olan balık ve ceviz gibi besinler de sperm hareketliliğini artırabilir. Düzenli egzersiz yapmak ve stresten uzak durmak da sperm kalitesini artıran diğer önemli faktörlerdir.
Kadınların doğurganlığı yaşla birlikte azalır ve özellikle 35 yaşından sonra belirgin bir düşüş yaşanır. 40 yaşından sonra doğurganlık daha da azalır ve 45 yaşından sonra hamile kalma olasılığı oldukça düşük olur. Menopoz dönemi genellikle 45-55 yaşları arasında başlar ve bu dönemde yumurtlama sona erdiği için doğal yollarla hamile kalmak mümkün değildir. Ancak, ileri yaşlarda tüp bebek gibi yardımcı üreme teknikleriyle hamile kalma şansı artırılabilir.
Tanım: Dilatasyon ve Küretaj, rahim iç zarının (endometrium) tanı veya tedavi amacıyla kazınması işlemidir. Tıbbi literatürde “D...